Tuesday, February 28, 2012

Frigya Metropolisi-I

 Firiglerin  hüküm sürmüş olduğu,  İlimiz sınırları içinde de yer alan Frigya vadileri; Afyonkarahisar ve Kütahya illerini de kapsayan bir üçgen içersinde yer almaktadır.

Frigler;

Başlangıçta Eskişehir, Afyon, Ankara ve Sakarya vadilerini içine alan bir bölgede yerleşen Frigler, sonraları Kütahya'dan Kızılırmak'a, Ankara'dan Denizli'ye dek olan bölgede güçlü bir uygarlık oluşturmuşlardır. Midas'ın Frig tahtına geçtiği ilk yıllarda ülkenin en önemli düşmanı Asurlar'dır. Midas, Asurlar'la barış yaparak Güneydoğu sınırlarını güvenceye aldıktan sonra batı ülkeleriyle dostça ilişkiler kurmaya yönelir (Batı Anadolu kentlerinden Kyme kralının kızıyla evlenir). Öte yandan fildişi tahtını Yunanistan'daki Delphoi Apollon Tapınağı'na armağan ederek Kıta Yunanistan'ı ile ilişkileri güçlendirir. Gordion'da yapılan kazılarda ele geçen Yunan çanak-çömlekleri bu ilişkilere ait diğer örneklerdir.
MÖ 700 yıllarına doğru, Kafkaslar üzerinden Doğu Anadolu'ya giren Kimmerler, önce bölgedeki Urartular'ı güçsüzleştirdikten sonra Kızılırmak'a kadar uzanırlar. Frig-Kimmer savaşı sonunuda Frigya tamamen tahrip olur. Kral Midas ise öküz kanı içerek yaşamına son verir (MÖ 676). Batıya kaçan Frigler, küçük beylikler halinde bir süre daha varlıklarını sürdürürlerse de Lidyalıların egemenliğine boyun eğerler. Frigler, başlıca Gordion (Yassıhöyük), Pessinus (Ballıhisar), Dorylaion (Eskişehir) ve Midas'da (Yazılıkaya) yerleşmişlerdir.

                                                       Yazılıkaya panoramic photo
Ve Gezimiz 'den Notlar;
Hafta sonu… hep fotoğraflarına baktığımız, bir o kadar da yakınımızda olan ve bir türlü fırsat bulup da gidemediğimiz . Frigya Metropolisi ni dağlık frigya yı fotoğraflamaya karar vermiştik.
Sabah 04:15,  Seyitgazi - Kırka üzerinden  Ayazini hedefini gerçekleştirmek için yola çıkmıştık ki, Fethiye tabelasını gördük gün doğumundan önce,  Kaya Mezarları yazıyordu tabelada...  Asfalt yoldan ayrılmıştık, 20 dk bir orman içi yolculuğumuz,  yağmur nedeni ile toprak yolun deformasyonu aracı olduğu kadar bir o kadar da bizi endişelendirmişti, güneş doğmak üzereydi ve haritada olmayan bir yolda ilerlerken bir göl karşımıza çıktı… göl'ün üzerine oturmuş bir sis tabakası, güneşin doğumunu bekleyen, rüzgarda sallanan başak tarlasından ve iğne yapraklı ağaçların arasından sıyrılıp gelerek ıslık çalan rüzgar sesi…
Tripotlarımızı gün doğumundan önce kurup bu eşsiz doğa olayı için uygun yerde ve uygun zamandaydık.
Fazla zaman harcamıştık....  Hava çok soğuktu, deklanşöre basamayacak şekilde üşümüştü parmaklarımız, sıcak bir çay molası verdik..
Güncel olan haritamızla, tabelalar kesişmiyordu... Ayazinine doğru ilerlerken gördüğümüz tabela  bizi heyecanlandırıyordu. Aslantaş, Yılantaş kaya anıtlarıydı.                                                              
Ayazini rotasından sapmış ve metropoliste güzergah çalışmamızı yaparken.... İmdadımıza Ahmet  Cemal amca yetişiyor. Kendisi Gora Filimi çekimlerinde de yer almış, kısa bir sohbet yaptık kendisiyle filim çekimerinden de bahsetti, Cem Yılmaz ın  kendisini İstanbula götürmediğinden şikayetçi bu arada. Her zaman olduğu gibi yine kazılar .. Kaçak yapılan kazılar. Sözde definecilerin her yeri kazdıklarını ve özellikle bakımsızlıktan bahsediyor...
Ahmet amca yolumuzu tarif etti. Ayazininden uzaklaşmışız yeni rotamız üç kayalar...
Üç kayalar köyü adı üzerinde etrafında  yer alan 3 adet kayalardan oluşuyor.  Ama işin ilginç yanı birde Turizm Kuşağı Yolu geçiyor tabelada var . Bu tabelayı Köy girişinde görüyoruz sadece . Köyün içersine girdiğimizde bir tabela yok,  yol nerede ?  Nedir bu Turizm Kuşağı Yolu ? Yöre halkından bilgi alıyoruz yine, onlarda olmasa tabelar la olmayacak bu iş....
Köy içersinden geçerken fotoğraf çekiyoruz, ama Turizm kuşağı yoluna yorucu bir yolculuk yapacağız, aracımızı köyde bırakıyoruz, yaklaşık 30 dk zorlu bir yolcu
k . Yol boyunca ilerleyin, dümdüz gidin elma bahçeleri bittikten sonra  Aslan Kayayı göreceksiniz ve zorlu yoldayız .
Aslan kaya yı buluyoruz ....  Sanki bu,  sıcak havada serin sularla bulaşmak  gibi.  Fotoğraf çekmeliyiz.
Ayazinine doğru yola çıkıyoruz, sıcak yorgunluğumuza yorgunluk katarken tesellimiz araç dolabında yer alan buz gibi içeceklerimiz ve her gördüğümüzde bir adım daha yol amamızı sağlayan Frig Anıtları. Sessizliği bozan tek şey kuş cıvıltıları, aslantaş etrafında yer alan mis gibi kokan çiçekler ve hafif bir rüzgar esinti. Geriye bütünü tamamlayan fotoğraf makineniz ve siz. Tarifi zor oluyor bazen güzelliklerin...
Ayazinindeyiz.
Coğrafya değişiyor,  yeşillik artıyor köye girerken,  seviniyoruz. Tabelalar daha sık, güzergah sıkıntısı çekmiyoruz.  Çevre çok düzenli ekimi,  yapılan bahçeler bile...
Kasaba girişindeki sol tarafta bizi kilise karşılıyor. Fotoğraflamak için sabırsızlanıyoruz.  İçerideki görüntü bizi hayal kırıklığına uğratıyor. Tarihe verdiğimiz değeri sorguluyoruz.  Bir Mabed  yeri ve  ?
Devam ediyoruz gezimize,
  Ayazini kasabasının içlerine doğru peri bacaları karşılıyor bizleri derin vadi etrafında yer alan peri bacaları fotoğraf çekmek için ideal yerlerden. Bir an için sorgulamadan edemiyoruz , sanki  Ürgüp-Görme' deyiz.  Çok gezmeden öğrenmek bilmek zor !
Bir uygarlığın yaşamış olduğu bu topraklarda iz sürdük.  Kimi zaman büyülendik, gördüklerimiz karşısında hayal kırıklığı da yaşadık kimi zaman. Fotoğraf çektik bol bol, az yemek  yedik, uzunca yürüyüşler  yaptık.  Keşfetmek için çıkmıştık  yola ve bu keyifli yolculuğu Ayazini nde sonlandırmamız gerekiyordu.

   

Yazı ve fotoğraflar: Levent KENİR

1 comment: